Gelişmekte olan yenilenebilir enerji piyasalarında kurumsal elektrik tedariği

Gelişmekte olan yenilenebilir enerji piyasalarında kurumsal elektrik tedariği

Yenilenebilir enerji hedefi koyan ve RE100‘e katılan şirketlerin sayısı giderek artmakta. Bu, Türkiye gibi elektrik piyasasının liberalleşmekte olduğu ülkelerde kurumsal yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşmanın zorluğu ve öneminin altını çiziyor.

Çok uluslu şirketler kendi operasyonları ve dünyanın farklı yerlerindeki tedarik zincirleri için piyasa temelli çözümler arayışındalar.

Bu yazımızda firmaların özellikle kurulu bir yenilenebilir enerji piyasası olmayan bölgelerdeki enerji alımlarında dikkat etmeleri gereken üç noktayı özetleyeceğiz.

 

1. Harekete geçmek önemlidir:
Var olan sistemlerden faydalanmak başka çözümlerin gelişmesini destekler.

Enerji piyasası uzmanlarının, firmaları zaten var olan, kullanıma hazır sistemlerden faydalanmaya teşvik etmesi gerekiyor. Harekete geçmenin yolları arasında ikili anlaşmalarda bulunmak, I-REC sertifikalarını kullanmak ve elektrik tedarikçilerini I-REC‘le veya bölgede bulunan başka takip sistemleriyle çalışmaya teşvik etmek sayılabilir. (Takip sistemlerin neden gerekli olduğunu Elektrik sertifikaları ne işe yarar başlıklı yazımızda okuyabilirsiniz. )

100% yenilenebilir olmanın tek bir doğru yolu yoktur, özellikle de çok uluslu şirketler için. “Doğru” eylem, elektrik piyasası liberalleşmemiş ülkelerde bile, daha önce hiç kimsenin denemediği yerlerde bile eylemde bulunmaktır. Çünkü ancak tüketicilerin talebiyle piyasaya “doğru” sinyal verilmiş olur. Yasal çerçevelerin oluşmaya başlaması için de bu sinyal gereklidir.

Kurumsal tüketicilerin, ulusal mevzuatların gelişip rayına oturmasını beklemek yerine piyasadan bu mevzuatların gerekliliğini gösterecek taleplerde bulunması ve bu gerekliliği göstermesi önemlidir.

 

2. Güvenilir takip sistemleri ve çifte sayımdan kaçınılması:
Enerjinin yenilenebilirliği üzerinde hak iddia etmek için gerekli yasal
altyapının kullanılması elzemdir.

Bir şirket hangi yöntemle yenilenebilir enerji kullanmayı seçmiş olursa olsun karbon ayakizini, KSS ve sürdürülebilirlik faaliyetlerini raporlaması önerilir.

Bu raporlama, ancak yenilenebilir enerji alımı Sera Gazı (GHG) Protokolü Kapsam 2 Kılavuzu’na uygunsa mümkündür. (GHG Protokolü’nün 19 dildeki özetinin çevirisini burdan görebilir, Türkçesini buradan okuyabilirsiniz.) Kısacası yenilenebilir enerji Çin’de veya Hindistan’da, nerede kullanılırsa kullanılsın enerjinin yenilenebilirliğinin firmaya ait olması, iletişim haklarının korunduğundan emin olunması gereklidir. Bunu garantilemenin en iyi yolu, güvenilir bir takip mekanizmasının kullanılmasıdır.

Güvenilir takip mekanizmalarının, tarihsel olarak enerji sektörü ve tüketicilerin birbirinin ihtiyaçlarını anlama deneyimine sahip olduğu bölgelerde geliştiğini görüyoruz. Bunun yenilenebilir enerji satın alımında tüketici dostu yöntemlerin geliştirilmesine ortam sağladığı apaçık ortada. Tüketiciler netlik ve doğru bilgilendirme talep ettikçe bu tür işbirlikleri başka ülkelerde de gerçekleşebilir. Pek çok sayıda şirket artık üretim fasiliteleri ve tedarik zincirleri vasıtasıyla dünyanın çeşitli yerlerine ulaşabiliyor. Şirketlerin bu ülkelerdeki yenilenebilir enerji talepleri, ulusal yasal çerçevelerin ve güvenilir takip mekanizmalarının oluşturulmasında büyük önem taşıyor.

 

3. Sürdürülebilirlik hakkındaki iletişim faaliyetleri: Yenilenebilir enerji
kullanımını gururla duyurmak diğerlerine ilham verir.

Büyük enerji tüketicilerinin yenilenebilir enerji kullanmaya başladıklarında bunu açıkça ilan etmelerinin faydası sadece müşterilerini bilgilendirip eğitmenin ötesine geçer, diğer firmalara ve hatta rakiplerine örnek olur.

Enerji satın alımında çalışan profesyöneller, halka ilişkiler departmanlarıyla daha sıkı ilişki halinde olmalıdır ve yenilenebilir enerji alımlarını halka ilan etmelidir. Bu konuda yürütülen açık ve net iletişim faaliyetleri, daha fazla şirketin yenilenebilir enerji kullanmasına öncülük eder. Pek çok büyük firmanın yenilenebilir enerji alımından kendi iletişim departmanlarının haberi olmadığını görüyoruz. Lider firmaların iklim değişikliğine karşı iletişim faaliyetleri yürütmek için çok seçenekleri var.

CDP‘nin Stratejik Danışmanı Pedro Faria, “%100 yenilenebilir elektrik kullanmak artık norm haline gelmeye başladı” diyor. Fakat yenilenebilirlere geçiş, olması gerektiği hıza henüz erişemedi. Eğer yenilenebilir elektrik kullanan şirketler bunu başkalarına duyurursa, herkes bunun mümkün olduğunu görmüş olacak.

Two people signing and EKOenergy contractYenilenebilir enerji kullanmanın ötesine geçmek ve daha fazlasını yapmak artık çok kolay. EKOenerji etiketli yenilenebilir elektrik seçmek ve EKOenerji logosunu kullanmak, firmaların çevreye duyarlılıklarını göstermelerinin bir yoludur. EKOenerji eko-etiketi, sürdürülebilirlik iletişimi için kolayca tanınan bir araç görevi görür. Küçük ve orta boyda pek çok şirket gibi SAP, Group Rocher, VMware gibi bilinen isimler ve RE100 şirketleri de EKOenerji etiketli elektrki tercih edenler arasında.

Eko-etiketimizi taşıyan elektrik tercih etmenin diğer faydalarını öğrenmek için EKOenerji İklim Fonu projelerine bakabilir, sürdürülebilirlik kriterlerimizi okuyabilir veya bizle info@ekoenergy.org adresinden iletişime geçebilirsiniz.

Merve Güngör, 15.01.2019